Çevre Bilimleri Enstitüsü Ayluga Göletinde Çevre Araştırması Yaptı
16th November 2009Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Çevre Bilimleri Enstitüsü elemanları, geçtiğimiz Pazar günü “Çevre ve Biyolojik Çeşitlilik” açısından son derece önemli ekosistemleri bünyesinde barındıran ve ülkemizde yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizden biri konumundaki Gazi Magosa Ayluga Göleti’nde, bir inceleme yaptı.
YDÜ Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Salih Gücel araştırma gezisi ile iligili olarak özetle şunları söyledi: “Canlıların doğaya ve birbirlerine her zaman gereksinimleri vardır, çünkü varlıklarını sürdürebilmeleri için besin, barınma, üreme gibi birçok yaşamsal ihtiyaçlarını doğadan ve doğal alanlarda yarattıkları ortak yaşam zinciri içerisinde birbirlerinden karşılamaktadırlar. Çok hassas olan bu dengenin zarar görmesi doğal çevrenin bozulmasına ve birçok yaşamın yok olmasına neden olur. Dünyada turizm, çevre olanaklarının değerlendirildiği, gerek tesislerin, gerekse faaliyetlerin doğaya dayalı programlarla geliştirildiği bilinmesine karşın, ne yazık ki ülkemizde doğa ile ilgili her ne varsa tüketmek için adeta aşırı gayret sarf edilmektedir. Bugün Avrupa Birliğine tam üyelik hedeflerine doğru ilerlemekten söz edilirken, bu olanağın gerçekleşeceği zamana kadar, birliğin önemli koşulları arasında yer alan “çevre ve kültür mirasının” gerçek anlamda korunmasına yönelik çalışmalar gerekli düzeyde ve doğru bir bilinçle yapılmaktan çok uzaktır. Örneğin, ülkemizde bulunan en önemli sulak alanlardan biri olan Gazi Mağusa (Ayluga) Göleti, bu yılki yağmurlara rağmen, kaybedilme eşiğinde bulunan değerlere en çarpıcı örneklerden biridir. Su kuşlarının ve göçmen kuşların barınması ve yuvalanması için Ülkemizdeki en önemli sulak alanlardan biri olan ve Kuzey Kıbrıs’ta nadir görülen flamingo gibi bazı kuşların uğrağı, ender bölgelerden biri olmasına rağmen Ayluga Göleti, bilgisizliğin, bilinçsizliğin ve hedefsizliğin bir kanıtı olarak günden güne yok olmaktadır. Özellikle göletin en doğusunda kalan, Gülseren kampı yanındaki kısım, bugüne kadar yapılan kentsel gelişmelerle aşırı derecede dar bir alana sıkışmış durumdadır. Bundan sonra yapılacak müdahaleler ancak uzmanlar denetiminde ve çok daha dikkatli olmalıdır. Bu çalışmaları yapacak insanların doğayla, canlılarla ve bu ortamların canlılarla ilişkisi hakkında yeterli düzeyde bilgilere sahip olması, hem doğayı koruyacak hem de, bir gelişim planı yapabilecak araştırmalara ve bilgilere sahip olmalıdır. Her şeyden önce, bilimsel verilerle çalışılmalı, doğru yöntemler uygulanmalıdır. Örneğin; dolgu için kullanılan malzemelerin muhtevası ve içerdikleri hakkında bilgiler var mı? Doldurulan alanın hangi fiziksel ve kimyasal değişmelere maruz kalabileceği araştırılmış mı? Burada yer alan faaliyetlerin gölet alanında yer alan doğal yaşama bugünkü etkisi ve getirilmesi düşünülen faaliyetlerin etkisi nedir? Göletin hemen yakınında yer alan yerleşim bölgesinde kanalizasyon var mıdır? Bunlar ve benzeri birkaç sorunun hiç yanıtlanmadığını bilmek bile, bu göletin geleceği açısından kaygı vericidir”.
