Bu sayfa arşiv amaçlı olup güncel olmayan bilgiler içerebilir.
Güncel bilgiler için lütfen neu.edu.tr adresindeki yeni internet sayfamızı ziyaret ediniz.

09 Oct 2015

YDÜ ve İstanbul Bağcılar Belediyesi İşbirliği’nde ‘Osmanlı Döneminde Kıbrıs’ Sempozyumu Başladı

YDÜ ve İstanbul Bağcılar Belediyesi İşbirliği’nde ‘Osmanlı Döneminde Kıbrıs’ Sempozyumu Başladı

– Osmanlı döneminde Kıbrıs YDÜ Büyük Kütüphane’de masaya yatırıldı

Yakın Doğu Üniversitesi ile Bağcılar Belediyesi işbirliğinde düzenlenen ‘Osmanlı Döneminde Kıbrıs’ uluslararası sempozyumu yoğun katılımla başladı.

Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla ilişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada Sempozyuma, 8 ülkeden değişik üniversitelerin tanınmış akademisyenleri, tarihçi, gazeteci ve yazarlar “Osmanlı Döneminde Kıbrıs” konusundaki bilgi, düşünce ve görüşlerini salonu dolduran davetlilerle paylaştı.

Yakın Doğu Üniversitesi ile Bağcılar Belediyesi ortaklığında Yakın Doğu Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası sempozyumda “Osmanlı Döneminde Kıbrıs” konusu masaya yatırıldı. Yoğun ilgi gören sempozyumda, Osmanlı dönemindeki tarihi, ilmi hayatı, dini ve sosyal yaşamı ile kültürel yapısı ve ekonomik durumu ile olan bir çok çalışma ele alındı.

YDÜ Büyük Kütüphane’de düzenlenen programın açılış konuşmasını yapan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Akdeniz’in büyük adası olan Kıbrıs’ın kuzey kesimini oluşturan KKTC’de böyle bir sempozyum düzenlemekten dolayı büyük bir memnuniyet duyduğunu ifade etti.

YDÜ ve İstanbul Bağcılar Belediyesi İşbirliği’nde ‘Osmanlı Döneminde Kıbrıs’ Sempozyumu Başladı

Lokman Çağrıcı; Osmanlı dönemindeki idari yapı yeniden yapılandırıldı. Kıbrıs Rumları tarihinde ilk kez söz sahibi oldu.

Kıbrıs davasının önemli isimleri olan Dr.Fazıl Küçük ile Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R.Denktaş’ı rahmetle andıklarını kaydeden Çağırıcı, “307 yıl gibi uzun bir süre Osmanlı egemenliğinde kalan Kıbrıs’ın, bu dönemlerde huzur ve istikrar içinde yaşadığını anlattı. Çağırıcı, “Türkler Katoliklerin kapattığı ibadethaneleri açtı ve tamir etti. Osmanlı dönemindeki idari yapı yeniden yapılandırıldı. Kıbrıs Rumları tarihinde ilk kez söz sahibi oldu. Onlara kendi kendilerini yönetme hakkı verildi. “ diye konuştu. Çağırıcı, Osmanlı’nın Kıbrıs’ta çeşmeler, su kemerleri, medrese ve hamamlar inşa ettiğini de kaydetti. Kıbrıs’a 66 kilometreden su getirecek olan Barış Suyu Projesi’ne de vurgu yapan Çağırıcı, “Bu proje hem Türkler hem de Rumlar için büyük önem arz ediyor.” dedi. Çağırıcı aynı zamanda Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkan Vekili olarak da sempozyumun hayırlara vesile olmasını sözlerine ekledi.

“Prof.Bektaş: Rumlar Eski Günlere Dönmek İstiyor”

Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şenol Bektaş ise Kıbrıs ile ilgili görüşmelerin hız kazandığı bir dönemde böyle bir sempozyumun gerçekleştirilmesinin önemli olduğuna vurgu yaptı. Rumların Enosis’i ilan etmesinin ardından 1960 yılında ortak bir cumhuriyetin kurulduğunu ifade eden Prof. Bektaş: “Rumlar daha sonra adadaki Türkleri yok etmek istediler. Yunan Cuntası’nın ardından 1974’de Kıbrıs Barış Harekatı gerçekleştirildi. Rumlar yeniden o eski günlere dönmek istiyorlar.” dedi. Adadaki anayasal düzenin Rumlar tarafından bozulduğuna da dikkat çeken Bektaş, bu sempozyumda geçmişle ilgili önemli bilgilerin dile getirilmesine vesile olduğunu da kaydetti.

”Osmanlı Kıbrıs’a Huzur Getirdi”

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak da konuşmasında, Kıbrıs davasının bir kurumun sürdürebileceği bir konu olmadığının altını çizerek, yüzyıllardır Türk milletinin savunduğu sahiplendiği bir konu olduğunu söyledi. Prof. Ak, “Kıbrıslı Türklerin yüzü gülüyor. İstanbul Üniversitesi olarak toplumla birlikte hareket ediyoruz. Bu yüzden bu toplantıya katıldık. Üniversite olarak Kıbrıs konusunun en yakın takipçisi olacağız. Kıbrıs konusu Osmanlı için sıradan bir konu değildir. Tarihle bütünleşen önemli bir konudur.” diye konuştu. Ak,İstanbul ile Kıbrıs’ın fethinin çok zor gerçekleştiğini de belirterek, “Suyla teması olan yerlerin fethi hep zor olmuştur.” diye konuştu. Kıbrıs’ın Osmanlının askeri gücü sayesinde çok büyük sorun yaşamadan Osmanlı toprağı haline geldiğin de anlatan Ak, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye ile Kıbrıs’ın kaderi bir olmuştur. İki toplum arasında da gönüllülük ve muhabbet vardır. Kıbrıs Osmanlı döneminde bir huzur bölgesi olmuştur. Osmanlı devleti fethettiği yerlere bir askeri kazanç olarak bakmayı huzur götürmeyi misyon edindi.”

Mehmet Apak; “Türkiye Cumhuriyeti olarak Kıbrıs Türk halkının her daim yanında bulunmaktayız.”

Türkiye Cumhuriyeti Kıbrıs Büyükelçilik Müsteşarı Mehmet Apak ise Bağcılar Belediyesi ile Yakın Doğu Üniversitesini düzenledikleri bu sempozyum sebebiyle kutlayarak, “Türkiye Cumhuriyeti olarak Kıbrıs Türk halkının her daim yanında bulunmaktayız. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gerek projeler gerekse sürdürülebilir bir ekonomik, siyasi yapıya sahip olmasını arzu ediyoruz.”

“Osmanlı Vakıflar Aracılığıyla Hizmet Sundu”

Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İbrahim Çapak da, Kıbrıs’ın Sultan 2.selim zamanında fethedildiğini belirterek, “Osmanlının adaya gelişiyle Kıbrıs’ın dini, siyasi ve sosyal yönü gelişti. Lefkoşa, Girne ve Mağusa’da medrese, külliye ve camiiler inşa edildi. Kıbrıs’ta günümüze ulaşan birçok medrese vardır. Yine tekkelerin de ayrı bir önemi var. Lefkoşa, Larnaka, Mağusa ve Kırklar Köyü’ndeki tekkeler o dönemde inşa edildi. Yine Osmanlı döneminde kurulan vakıflar, toplumun bir arada yaşaması, hizmet sunulması için seferber edildi. Kıbrıs’ın önemli bir kısmı hala vakıf arazilerinden oluşuyor.

“Ciddi Akademik Çalışma Yok”

Açılış konferansında sunum yapan Ege Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Akif Erdoğdu, ise böyle sempozyumlara her zaman ihtiyaç olduğunun altını çizdi. Erdoğdu, “Kıbrıs’ın fethini çok iyi anlamamız lazım. Kıbrıs’ta eğer bugün Müslümanlar varsa bu fetih sayesindedir. Anadolu’dan,Rumeli’den ve Orta Doğu’dan gelen insanlar Kıbrıs’ın efendisi oldu. Osmanlı farklı kökenden olan insanları başarıyla bir arada tuttu.” Kıbrıs konusunda akademik olarak ciddi uluslararası yayınlara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Prof. Erdoğdu, “Ne yazık ki Kıbrıs ile ilgili akademik bir yayın yok. Akademisyenlere çok görev düşmektedir. Tüm Ortadoğu’daki meseleler ve Kıbrıs Hıristiyan mahvillerinde her zaman konuşuluyor. Koyu Katolik çevreler İslam dünyasına yöneltilmiş hançer gibidir. Ulema yöneticileri bunun farkındaydı. Haçlılara karşı sağlam durdular. Geçmişe dayanan bilgi kuru tarih bilgisi değildir. Akademisyenlerin misyon ve vizyonu arttırılmalı.” dedi.

Ardından oturumlara geçmeden önce kahve molası verildi.Osmanlı Döneminde Kıbrıs uluslararası sempozyum yarın 10 Eylül Cumartesi günü sabah 09:30 da oturumlarına devam edilecek