16-22 Mart tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilen 5. Dünya Su Forumu 192 ülkeden 30.000’ e yakın katılımcı ile bugüne kadar düzenlenen dünyanın en büyük su zirvesi olarak tarihe geçti.
Forum çerçevesinde, Bölgesel Bakanlar Toplantısı’nda, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına konuşma yapan Yakın Doğu Üniversitesi, Rektör Vekili, Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş; “Günümüzde su tehdit altındadır ve bugün küresel düzeyde bir su kriziyle karşı karşıyayız!” dedi.
5. Dünya Su Forumu kapsamında, Türkiye ve Çevresi Bölgesel Toplantısı sırasıyla Türkiye Cumhuriyeti, Devlet Su İşleri Genel Müdürü Haydar Koçaker, Dünya Su Konseyi Başkanı Loic Fauchon, T.C. Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve son olarak T.C. Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in konuşmaları ile başladı. Türkiye ve Çevresi Bölgesel Toplantısı açılış konuşmaları ardından toplantı çervesinde gerçekleştirilen “Bölgesel İklim Değişikliği Konusunda İşbirliği” konulu Bölgesel Bakanlar Paneli’ne geçildi. Panelde: Ülkeniz iklim değişiklikliğinden nasıl etkilenmektedir?, İklim değişikliği ile mücadelede genel yaklaşımınız nedir?, Bölgesel politik tedbirler hususunda ülkeler arası işbirliğinin önemi hakkında ne düşünüyorsunuz?, İklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltılması noktasında uluslararası kamuoyu ile paylaşmak istediğiniz bir mesejınız var mı? konuları tartışıldı. T.C. Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun oturum başkanlığını yaptığı ve açılış konuşması ile başlattığı panelde sırasıyla Ürdün, Kırgızistan, Fas ve Tacikistan devletlerinin sudan sorumlu bakanları ile KKTC adına da Yakın Doğu Üniversitesi, Rektör Vekili Prof. Dr. Hüseyin Gökçekuş birer konuşma yaptı.
Profesör Gökçekuş konuşmasının başında küresel boyuttaki su sorunlarının önemine dikkat çekerek; “Bizler, suyun insan yaşamının tüm alanları açısından ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Su, sadece insanın gelişimi için temel bir gereklilik değil, aynı zamanda temel bir ekonomik ve sosyal değerdir. Günümüzde su tehdit altındadır ve bugün küresel düzeyde bir su kriziyle karşı karşıyayız. Seller ve kuraklıklara neden olan küresel iklim değişiklikleri ile nüfus artışları, dünyadaki su krizinin başlıca nedenleri olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında, araştırmalar göstermektedir ki, su kaynaklarının kötü yönetimi de, ilgili tüm tarafların dikkate alması gereken bir diğer sorundur. Küresel düzeydeki su sorunu, bu konuda küresel çabalara yönelmeyi gerektirmiştir.” diyerek bu kapsamda bugüne kadar dünya çapında birçok araştırma yürütüldüğünü ve yürütülmeye devam edeceğini belirterek, özellikle son 20 yılda, Birleşmiş Milletler (UN), UNESCO, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Avrupa Birliği gibi belli başlı organizasyonların, su krizinin farklı yönleriyle ilgili olarak çok ciddi çaba sarf etmiş olduklarının altını çizerek “Su krizi, biz insanların karşılaştığı tüm sosyal ve doğal kaynak krizleri arasında, sürdürülebilir yaşamımızın ve gezegenimizin merkezinde yer alan bir krizdir.” şeklinde bir açıklama yapmış olan Birleşmiş Milletler, kendisine bağlı organizasyonlarla birlikte, sadece su ile ilgili faaliyetleri destekleme ve yönlendirmede değil, aynı zamanda konuyla ilgili önemli belgeler yayınlama konusunda da çaba gösteren başlıca aktör konumunda olduklarını belirtti.
Profesör Gökçekuş konuşmasının devamında “Söz konusu belgeler arasında, örneğin, “Birleşmiş Milletler Gündem 21”, “Binyıl Gelişme Deklarasyonu”, “Binyıl Gelişme Hedefleri”, Dünya Su Değerlendirme Programı tarafından koordine edilen “Dünya Su Gelişimi Raporları” gibi belgeler vardır. Bilindiği gibi, Binyıl Gelişme Hedeflerinden biri de, 2015 yılına kadar güvenilir içme suyu ve temizlik imkânlarına erişemeyen nüfus sayısının yarı yarıya azaltılmasıdır. Birleşmiş Milletler Su Programı tarafından koordine edilen ve 2005-2015 yıllarını kapsayan “Hayat için Su” programının amacı da 2015’e kadar su ve su ile ilgili konulardaki çabaları desteklemektir. Afrika, Asya ve Avrupa kıtaları arasında yer alan ve birçok uygarlığın beşiği olan Akdeniz Bölgesinde de dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi, günümüzde, su ile ilgili ciddi sorunlar bulunmaktadır”. diyerek sözlerine Akdeniz Bölgesi’ndeki su sorunlarının, sadece ulusal değil, bölgesel ve küresel düzeylerde de özel ilgi gerektiren sorunlar olduğu konusunda kuşku olmadığını belirterek devam eden Profesör Gökçekuş, bu nedenle, 5. Dünya Su Forumu kapsamında düzenlenen “Akdeniz Havzası’nda Su Konulu Bölgesel Toplantı”, 09-11 Ekim 2008 tarihleri arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Lefkoşa şehrinde Yakın Doğu Üniversitesi’nde yapıldığını, Toplantının Yakın Doğu Üniversitesi’nin ev sahipliğiyle ve Türkiye Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile işbirliği yapılarak, 44 farklı ülkeden 150’den fazla katılımcıyla gerçekleştirilmiş olduğunu, toplantıya Kuzey Kıbrıs ve Türkiye’den konuyla ilgili bakanlar, ayrıca İslam Konferansı Örgütü’nün en üst düzey bir temsilcisinin de katıldığını belirterek, Bölgesel Toplantı’da bildiri ve posterler, 4 ana tema çerçevesinde sunulmuş olduğunu bu konuların “Akdeniz Havzası’nda İklim Değişiklikleri”, “Akdeniz Havzası’nda Su ve Altyapı”, “Akdeniz Havzası’nda Entegre Su Kaynakları Yönetimi” ve “Akdeniz Havzası’nda Su Kaynakları Problemlerine Yenilikçi Çözüm Önerileri” olduklarının altını çizdi.
Profesör Gökçekuş, konuşmasında panelin ana teması olan “İklim Değişikliğinin Bölgeler üzerindeki Etkisi” konusuna ilişkili olarak İklim Değişiklikleri ve Akdeniz Havzası” çerçevesinde ortaya konulan başlıca meselelerden şu sözlerle bahsederek devam etti: “İklim değişikliği, hem zengin, hem de fakir ülkeleri etkileyen evrensel bir sorundur. İklim değişikliğine sebep olan sera gazlarının büyük bir bölümü gelişmiş ülkeler tarafından atmosfere bırakılmaktadır. Aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde ise hızlı ekonomik büyümeye paralel olarak sera gazı emisyonları giderek artmaktadır. İklim değişikliğinin olumsuz etkileri, yeraltı sularının kullanımını hızlandırmakta ve akiferlerdeki su seviyelerinde önemli düşüşlerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle, yüzey suyu ve yer altı su kaynaklarının yönetimi konusunda önlemlerin alınması gerekmektedir. Sınır aşan nehir havzalarında ve akiferlerdeki mevcut su miktarları da, iklim değişikliğinden etkilenmektedir. Bu durum, sınır aşan suları yönetebilmek için kıyıdaş ülkeler arasındaki işbirliği konusunu gündeme getirmektedir. Su miktarı ve su kalitesiyle ilgili her türde veri içeren ortak bir veri tabanı kurulmalıdır. Konuyla ilgili bilim insanları ve uzmanlar, bu veri tabanına doğrudan doğruya ve ücretsiz olarak erişebilmelidir. Ayrıca, su ile ilgili verilerin toplanması kadar, bunların yorumlanması da önemlidir. Hidrolojik döngü modellerinin güvenirliği açısından, istatistik modellerle birlikte, iklim modellerinden de faydalanılmalıdır. Akiferler, kurak dönemlerde kullanılmak üzere sel sularının depolanmasında çok önemli bir role sahiptir. Kirli ve atık suların yanı sıra iklim değişikliğinin tatlı su kaynaklarının miktar ve dağılımına da olumsuz etkisi deniz ve okyanuslardaki ekosistemleri de olumsuz etkilemektedir. Belirsizlikleri değerlendirmek için meteorolojik modeller kullanılmalı; farklı alanlarda uzmanlığa sahip tüm kullanıcılar (örneğin, iklim bilimciler, hidrologlar, su yöneticileri, tarım/toplum/iktisat uzmanları), böyle modellerin kullanımı ile ilgili olarak sürekli iletişim halinde olmalıdır. Sektörel politika ve planlar, iklim değişikliğinin muhtemel etkilerini içerecek şekilde gözden geçirilmeli ve geliştirilmelidir. Intergovernmental Panel on Climate Change (IPCC)’nin 4. değerlendirme raporunda yer alan iklim değişmeleriyle ilgili tahminlere göre, Akdeniz Bölgesi’nde su kıtlığı ciddi şekilde artmaktadır ve yakın gelecekte yağışın %30 oranında azalacağı öngörülmektedir. Akdeniz Bölgesi için, ülke ve havza ölçeğinde hidroiklim modellerinin iklim değişikliği çalışmaları için geliştirilmesi oldukça önemlidir. Bu tür modeller, yakın gelecekte Akdeniz Bölgesi’nde beklenen ciddi su kıtlığının hafifletilmesi için çözümler geliştirmek amacıyla kullanılacaktır. Ayrıca hazırlanacak bu modellerle geleceğe dönük çeşitli iklim değişikliği senaryoları çerçevesindeki su dengesi simülasyonları da yapılabilecektir.”
Profesör Gökçekuş sözlerine son olarak “Küresel ve bölgesel düzeydeki su ve iklim sorunları kısa zamanda çözülemese bile, uzun dönemde bu sorunların azaltılması ve hatta ortadan kaldırılması için gerekli yolların bulunabileceğini düşünüyorum. Aynı zamanda, 5. Dünya Su Forumu’nun, su sorunlarının ele alınmasında, mevcut bilgilerimizin zenginleştirilmesine olduğu kadar, sürdürülebilir bir dünya için “Açlığa bağlı ölümlerin, açlık veya susuzluğun olmadığı bir geleceğin” inşa edilmesine de önemli katkılarda bulunacağına inanıyorum. Son olarak; iklim değişikliğinin olumsuz etkisini azaltmak için su sektörüne yapılacak yatırımların arttırılması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bu yatırımlarla; örneğin Türkiye’nin adaya su götürmesi projesiyle, 5. Dünya Su Forumu’nun ana teması “Farklılıkların Suda Yakınlaşması” hedefine ulaşılmış, bölgede kalıcı barış ve refahın sağlanmasına yönelik önemli ilerlemeler kaydedilmiş olacaktır.” diyerek son verdi. Panel sonunda T.C. Çevre ve Orman Bakanın Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve T.C. Dokuzuncu Cumhurbaşakanı tarafından kutlanan Profesör Gökçekuş’a KKTC’ye boru ile su gelmesi projesinin Türkiye’nin öncelikleri arasında olduğunu belirttiler.